KİŞİNİN SOSYALLİĞİ HANGİ GELİŞİM EVRESİNDE OLUŞUR?

PDFYazdıre-Posta

        Bireyin, sosyal gelişimi, bilişsel (duygusal, motor, işlem öncesi, somut işlemsel ve formel yapılandırılmış yaşam deneyimleri) insanın diğer canlılardan ayırt eden başlıca özellikleri düşünmesi, yargılaması, düşündüğünü dili ile belirtebilmesi, değişik duygular yaşaması, belirli ahlaki değerleri, kuralları olması ve ilişkilerini bu değer yada kurallara göre yargılama kapasitesiyle yönlendirerek, zekasıyla olabilecek sonucu tahmin etme, dürtülerini denetleyebilme, başkasıyla empati yapabilme, benlik saygısı ve özgüvenle iç disiplin ve hepsinin çatısı gelişmiş bir vicdanla ahlaki gelişime paralel giden bir evredir.

        Çünkü, organizmanın doğumdan başlayarak kendisini ve çevresini anlayıp, yorumlayarak düşünce, duygu ve etkinlikleri nitelik ve içerik olarak dili de öğrenerek gerek psikososyal anlamda ve gerekse genler yoluyla gelen psikolojik yatkınlıkla yaşama başlayarak aile, okul ve toplumsal çevrede her gelişim döneminin düşünce, duygu ve nitelik yoğunluğu, diğer insanlarla sosyo-kültürel yapı içinde hem öğrenir; özümler hem de örgütleme yoluyla toplumsal ilişkiler geliştirerek sosyal gelişimlerini de başlatmış olurlar.

Bu anlamda diğer insanlarla ilişkiler bebeklik döneminde kendini fark etmeye başlayarak ilk sosyal etkileşimi aileden olmak üzere özelde anne ile ilişkisi de bağımlı olarak başlamış olur.

Dolayısıyla bebek bağımlılıktan, özerkliğe giden evrelerdeki annenin temas iletileri bebeğin bütün hayatı boyunca diğer gelişimlerde olduğu gibi sosyal gelişiminde sevgi ve güven temelinin atıldığı dönemdir.

Çünkü 0-1 yaş dönemi çocukların temel gereksinimi olan güven duygusunu anneye dokunduğunda ve onun varlığını, sıcaklığını hissederek içsel duygusunun tutarlılığından emin oluşuyla anneyle ilk sosyal ilişkisini kurmayı ve ilk sosyal tepkilerini de gülümseme ve ağlamayla göstererek sosyal yaşamına da bu şekilde başlamaktadır.

Çünkü bir yaşındaki çocuğun anne bağımlılığından hariç nesneler de kısa süreli olsa da artık ilgi alanına girmiştir.

0-2 yaşında ise "Güçlü Olma" ve "Bağımsızlık Duyguları" bütün yetenek ve eğitimlerini etkiler.

Onun içindir ki; başta anne olmak üzere tüm ailenin tutum ve davranışları çocuğun kişilik haritasının da sosyal yönünü de net olarak belirlemiş olur.

Yine aynı yaş çocuğu bir takım davranış türlerinin belirli ortamlarda uygulanması gereğini öğrenmeye başlar ve anne-babanın etkisiyle de gelişen bu davranış türlerinin tümü sosyalleşmesinin ilk aşamalarını oluşturur.

2-6 yaş ilk çocukluk evresinde çocuk, sosyal ilişkinin nasıl kurulduğunu, ailesi dışındaki insanlarla da yani kendi yaşıtlarıyla nasıl beraber olunacağını öğrenmeye başlar.

Böylece de uyum ve iş birliği gelişir ve bu yaşlardaki oluşan sosyal tavır ve davranışların önemli olduğunu ilk çocukluk döneminde diğer insanlarla iyi bir ilişki onun sosyal gelişimini arttırır.

  1. Çünkü; ilk çocukluk dönemindeki çocukların toplumsallaşma yolunda gelişim gösterebilmeleri;
  2. Sosyal kabul için ne denli arzulu olduklarına,
  3. Kendi davranışlarını nasıl geliştirebileceklerine dair bilgi sahibi olup, olmamak,

Davranışlarıyla sosyal kabul arasında ilişki kurabilecek düzeyde zihinsel yeteneğe sahip olup olmamalarına bağlıdır.

Bu evrede çocuk, "nasıl, niçin" sorularını ısrarla sorar. Anne babanın büyük bir titizlikle çocuğu doğru bilgilendirmeleri ileriki hayatlarında doğru şemalarda kendini ifade etme ve güvenle konuşup ilişki kurmasına zemin hazırlayarak,

Yine çocuklar anne-babayla diyalog kurarak öğrenerek dokunarak, sorarak, oynayarak sosyalleşirler.

Çocuklar yaşıtlarıyla ilişki kurmada kendilerine özgü kalıcı yöntemler geliştirirler.

Çünkü;birlikte olma, faaliyette bulunma öğrenmeye geniş olanak sağladığı içindir ki sosyalleşmesini de kolaylaştırır.

Çocuğun gelişen bilişsel sosyal ve iletişimsel becerileri, olumlu temas iletileri ve anne ile başarılı ilişkilere girmesine olanak hazırladığı gibi, yetişkinlikte de daha rahat ilişki kurmasını sağlamaktadır. (Çocuk Psikolojisi, Haluk YAVUZER)

Çünkü koşulsuz sevgi koşullu temas iletileri, gözlenen davranışlar bakımından uygun ve yerinde bir sınırlama getirdiğinde sosyalleşme sürecinde önem kazanmaktadır. (TA)

Örn.: "Saçının ter kokusundan nefret ediyorum." İfadesiyle karşılaşan bir kimse saçının temizliğine daha dikkat edecektir.

Bir insanın ilk çocukluğundan itibaren şemalarındaki "temas iletisi bankasında" hangi anıları nasıl biriktirmiş ise arşivinden ilişkisine o şekilde servis eder.

        Çocuğun sosyal gelişiminde tıpkı duygusal gelişimi gibi aileden aldığı temas iletileriyle biçimlenir. Adeta mevsimselsi gelişim dönemlerindeki bileşenlerine emek verilen çocuklardır ki yetişkin hayatlarında başkalarına içinde bulunulan ortama uygun olarak rahatlıkla çeşitli temas iletilerini göndererek, güvenli ilişki kurarlar. Bu sayede de sosyal iletişimde sıkıntı yaşamazlar. Buradan hareketle görüldüğü gibi çocuk kolay etkilenen, karşıt görüş oluşturan, rekabet eden ve sorumluluk da alarak sosyalleşmelerini farklı etkileyen iletişim, duygu ve tutumların çocuğu sosyal anlamda getirdiği son noktadır. En temelde ise anne babanın çocuklarını arkadaş ve oyun grubu içerisinde deneme-yanılma yoluyla sosyalleşmelerine izin verme olayıdır.(22.04.2015)