Karnelere ailelerin tepkisi nasıl olmalıdır?

PDFYazdıre-Posta

2014-2015 eğitim öğretim yılı 12 Haziran Cuma günü tamamlanmış olacaktır. Yaz tatilinin tüm öğrencilerimiz ve aileleri için sağlıklı sıhhatli ve huzurlu geçmesini temenni ederim. Okul hayatı öğrenmedir aile hayatı ise eğitimin ilk basamağı olduğu gibi öğrenmenin de temel dinamiğidir. Buradan hareketle öğrencilerimizin alacakları karnelerinin başarısı ve başarısızlığı da bir sonuçtur. Bu sonuca aileler olarak yaklaşımımızın abartılı ve reddedici olmaması gerektiği görüş ve inancından hareketle; karneler karşısında nasıl davranılması gerektiğine dair birkaç tavsiyemiz olacaktır. Ancak öğrenci başarısızlığı: öğrencinin gerçek yeteneği ile okul performansı, arasındaki bir uyumsuzluk olduğunu belirtmekte yarar görüyorum. Buradan hareketle öğrencilerin karneleri karşısında onları anlayarak takınılan olumlu tavırlar öğrencinin motivasyonunu yükselttiği gibi, sert tepkilerin, eleştirilerin ve kıyaslamaların öğrenciyi her şeyden önce insan olarak değersizleştirdiğinin ve sonuçta depresyona sürüklediğini de söylemek isterim.

Çocuğun benliğini zedeleyecek sözler sarf edilmemeli

Gerek yarı yıl gerek yıl sonu alınan karnelerde ailelere göre; ödüllendirilmesi gereken bir sonuç var ise; ölçüsü kaçırılmadan, abartılmadan sorumluluk duygusunun kısırlaştırılmadan sadece motivasyon amaçlı olmasına özellikle dikkat edilmeli. (Her başarı bir ödüle dayalıdır gereksiniminin yanlış kabulünün çocukların ilişki ve duygu yönetimine zarar vereceği unutulmamalıdır). Zayıf ya da orta halli bir karne sonucu karşısında da ailelerin takınacağı tavırların; çocuklarının benliğini zedeleyecek, performans kaygısı yaşatacak sözler ve davranışlar sarf edilmemesini örneğin; geri zekâlı mısın ne kadar beceriksizsin, aptal mısın, bak arkadaşına ya da kardeşine - ablana gibi kıyaslarla bu karneyi bize getirmekten hiç utanmadın mı şeklindeki sözel ve davranışsal değersizleştirmeler öğrencilerin duygu durumlarında çöküntü yaratarak depresyona sokacağı unutulmamalıdır.

''Eğitim ve öğretim sadece okula ihale edilemez''

Zayıf karneyi hiç umursamadan, zamana bırakan aile davranışları da (ne yapalım olduğu kadar) çocuğun hedef belirleyememesine ve akademik başarıya odaklanmamasına sebep olacağı akıllardan çıkarılmamalı. Çünkü; öğrenci demek her dönem önceki öğrenimlerinin üstüne yeni bilgilerle yeni kazanımlar demektir. Peki, aileler çocuklarının gerek biyolojik, gerekse psikolojik durumlarının her gelişimsel dönemindeki öğrenmeye karşı gerek evde ve gerekse okulda başarısızlığa neden olan etmenlere ne kadar kafa yoruyorlar? Örneğin; çocukları okulda öğrenirken öğrencinin kendine (bireysel farklılıkları, arkadaş ve öğretmen ilişkileri dersi aktif dinleme veya dinleyememe durumuna ne kadar vakıflar?). Unutulmamalıdır ki öğrenme durumu; bireysel farklılıklar, aile, öğretmen ve çevreye bağlı etmenlerin bileşkesidir. Buradan hareketle ailelere tavsiyem; olumsuz karneler geldiğinde çocuğunun bireysel farklılığını, arkadaş ve öğretmen ilişkisini derse ilgi durumu, öğretmene ve çevreye kabul edilen veya edilmeyen davranışlarına gelen tepkilerinin niye ve nasıl olduğuna dair bilgi sahibi olmalarıdır. Yine çocuk ve karnesi birlikte değerlendirilmesini yani sınıf içi, okul koridorları ve bahçede yapması gereken davranışların neresinde durduğunu; tüm davranışların temelinde psiko-sosyal anlamda çocuğun okul başarısında aile kendi rolünün sorumluluğunu da çocuğun davranış çıktılarında bebeklikten itibaren kendilerine sorular sormalı/ sorabilmeli ki çocuğu daha iyi anlayarak anlatabilmeli ve karşılıklı anlaşabilmeliler. Eğitim ve öğretim sadece okula ihale edilmeyle olmaz. Öğrencinin her yönüyle aileden okula hazır gitmesidir ki alınan her yeni bilgi temele sağlam oturabilmelidir. Tıpkı; (sağlam bir inşaat temelinin üstteki katları sağlam taşıyabileceği gibi).

Zayıf karneler karşısında panik yapmayın!

Çocuk hangi yaşta olursa olsun aile içindeki ilgi, sevgi ve güvenin okul başarısında önemli bir etken olduğu unutulmamalıdır. Çocuklarla okul başarısızlıkları ya da farklı davranışları da dâhil olmak üzere, onu reddetmeden davranışı üzerinde odaklanarak samimi bir yaklaşımla, yapıcı bir dille başarısızlığını atlatabileceğine aile evvela kendisi inanarak sağlam bir iletişimle çocuğunun yeteneklerini kullanmasına fırsat vermeliler ki böyle bir yaklaşım çocuğun kendini değerli hissettireceğinden, güvenini de artıracaktır. Dolayısıyla çocuğun sorumluluk duygusuna da zenginlik katacaktır. Yine başarısız karneye dayalı çocukların oyun ve tatil ihtiyaçlarını ortadan kaldırma gibi ağır bir biçimde cezalandırmamalarını özellikle öneririz. Anne babanın zayıf karne karşısında panik yapmamalarını bu sürece kafa yorarak bu sonuçta kendi hisselerine düşen kısmı üzerinde düşünerek çocuklarının zihinsel ya da duygusal bir sorun yaşıyor olabilecekleri gibi bebeklikten itibaren çocukların bulunduğu noktaya kadar çocuklarıyla her anlamda diyaloglarını gözden geçirmelerini yine önemle öneririm. Aksi takdirde tıpkı bilgisayarda yazılımı olmayan bir programa erişme isteği olur ki bununda mümkün olmayacağının bilinmesi gerekir. Son olarak okula yeni başlamış bir çocuğun her sabah mide bulantısı, karın ağrısı ya da baş ağrısıyla uyanıyorsa bu durumun bir okul fobisi olabileceği tespitiyle durumun iyileştirilmesi için yeni davranışlar ortaya koyamamak gibi...

Çocuk, başarısız olduğu alanla yüzleşmeli

Sonuç olarak başarılı karnelerde aşırıya kaçmadan çocuğunun başka alanlarda da başarılı olma konusunda sorumluluğunun rayından çıkarmayacak şekilde motive amaçlı ödül olabilir. Başarısız karnelerde ise çocuğun içinde bulunduğu durumun bir çaresizlik olduğu duygusu yaratmadan başarısız oldukları alanlarla yüzleşmeleri sağlanabilir... Ailelerin tepkilerinin sert ve itici olması çocuklarda depresyon kaygı ve uyum bozuklukları gibi ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkarabiliyor. Son olarak eğitim ve öğretimin toplumsal bir kurum olmasındandır ki okul ve ailenin karşılıklı sorumlukları vardır. Bu sorumluluklarda okul ve öğretmen devletin programını uygulamak durumundayken insanî ilişkilerde yani rol model noktasında çocuğun dünyasında ayrı bir yeri olduğunu, ailelerin ise çocuklarının ait oldukları ve kişilik oluşturdukları toplumun en küçük ve en önemli kurumu olan sorumluluklarının onları bugünden yarına taşıyan köprü olduğunun bilinciyle aile hayatında ki önem ve önceliklerin yer değişmemesinin tavsiyesiyle; hayırlı tatiller diliyorum...

 

Ulusal ve siyasi ‘’Yeni Söz Gazetesi’’nde  07.06.2015 tarihinde yayınlanmıştır.