ÇOCUKLARDA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUĞU NEDİR?

PDFYazdıre-Posta

Uyum, bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliğiyle içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesidir.(HalukYavuzer) Dolayısıyla; Bir bireyin hayata uyumlu intibak-ı öncelikle aile tutumları, yakın çevresinin ve okula başlamasıyla birlikte de giderek gelişen sosyal ağın uyaranları ve davranışların bir sonucudur...

Çocuk, esnek, hızlı gelişen ve değişebilen, geniş uyum potansiyeli olan bir varlıktır. Onun sağlıklı gelişmesi yalnızca olumlu tutumlara bağlı değildir. Çocuk gelip geçici olumsuz tutumlarla da karşılaşır. Bunlarla baş etmeyi öğrenir, kendisini sağlıklı denge içinde tutabilir. Ancak çocukta ki esneklik sınırsız değildir. (prof Dr. Orhan Öztürk) Uyum yapılması güç olan süreklilik gösteren olumsuz aile tutumları ve çevresi sağlıklı ruhsal gelişimi engelleyebileceği gibi saptırabilir de; Uyum çocuğun gelişim evreleri ile birlikte giden bir süreçtir. Çünkü her gelişim döneminin doğal olarak getirdiği zorluklara yakın çevreninde olumsuz etkileri katıldığında, Çocukta bunlara tepki olarak çoğunlukla, duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. ''Uyumda davranış bozuklukları da tam da bu süreçlerin sonucudur.''

Nedir Bunlar? –Parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma gibi alışkanlık bozukluklarından, bilimsel olarak da suçluluk olarak tanımlanan anti-sosyal davranışa kadar uzanan ve çoğu fizyolojik düzeyde sayıla bilecek uyum güçlükleridir. Ailenin sürekliliği ve olumsuz birer alışkanlık halinde yerleşmesi olayıdır. Bu davranışların yerleştiği yada deneme yanılma yoluyla hayatın öğrenildiği yer alan aile çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için en uygun çevre bir çok sorunun çözülüp, engellerin aşılmasıyla olumlu etkisini sürdüren önemli bir kurumdur. Aile kurumunun olumlu çevreyi yaratarak, güven veren anlayışlı, sevgi dolu yaklaşımlarıyla da çocuk kişiliğinin hem içeriği hem çerçevesi olması itibarıyla da bireyin hayatında hem madde hem manadır. Dolayısıyla çocuğun büyüme evresi biyolojikler gelişim evresi öğrenme ve olgunlaşmasını da içerdiği içindir ki kritik evreler ruh sağlığı açısından örselenmemiş yetişkinler olabilsinler. Çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için en uygun çevre, birçok sorunun çözülüp, engellerin aşılmasıyla olumlu etkiler yaratan güven duygusu (kişilerin hiçbir art düşünce olmadan kendine yardım edeceği ve karşılaşılan zorlukları çözmede işbirliği yapacağı duygusudur. Bu duygu karşılıklı destekleyici ilişkiler içerisinde gelişir.) İnsanoğlunda tükenmeyen kaynak sevgi ''Şelale mertliğinde doğal akıtılan ve çocuğun ruhunun beslenmesinde ki doyumlu yaklaşımlarla Dünya Sağlık Örgütünün tanımladığı gibi ''sağlık bedensel, sosyal olarak iyilik durumudur.'' Kabulünün bakış açısıyla insan genomeninin ortaya çıkardığı her türlü hastalı (biyomedikal) dışarıda bırakıldığında toplumsal iyilik durumu, uyumlu, yararlı ve üretici (inanç, kültür, kısaca toplumsal değer yargılar anlamında yaşamına nitelik kazandırabilecek bireyler yetiştirerek bireyin iç ve dış uyumu sağlanmış olur.

Çocukların ebeveynleri tarafından çözülen her sorun ve cevaplanan her sorularının onların hayatlarından bir düğümü çözeceğinin sorumluluğunu taşımalılar. Bu anlamda berraklaşmış bir zihin, mutmain bir duygu çocukta uyumlu bir benlik yaratacağındandır ki gelişim dönemlerine konulacak harcın fırsatlarının zamanı ancak böylece kaynağa dönüşebilsin. Böylece de birey ben ve diğerleri önemliyiz. Dolayısıyla kendimize ve hayatın sunduğu rolleriyle hayatına ve sorumlu olduğu hayatlara ve sorumlu olduğu ''şeylere'' o sorumluluk duygusuyla şerefle bitirilmesi gereken en zor görevin hayat olduğunun bilincine varabilsin. İnsanın bir bütün olduğunu, bedeniyle, duygularıyla, aklıyla ve değerleriyle yaşama tohumlarının çocuklukta Ekimi yetişkinlikte hasata dönüşmekte olduğu gerçeği ebeveynler tarafından göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.

Aksi durumda ise bu olumlu çevreyi bulamayan çocuk, güvensiz olur. Değersizlik duygusuyla büyüdüğü için karma karışık duygu, düşünce ve çelişkiler içinde bunalır. (Ne yapacağını, nasıl yapacağını ve nasıl davranacağını) kestiremediği gibi cesaret edip başlaması gerektiği yerden de başlayamaz. Çünkü; duygularını oluşturan komutların notalarının sevilmediği ve istenmediği kaygılarıyla yazılmıştır. Bu yazımla da çevresindekilere inanmaz ve güvenmez. Büyüklerin ilgisini çekmek için gösterdiği gereksiz davranışlar. Bir süre sonra da çocuğun çevreye uyumunu bozmaya başlar. Bu tür bozuklukların başında sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, yalancılık, kavgacılık, söz dinlememe, kaygı, korku hali başlar.(prof Dr. Haluk Yavuzer)

Yaş ilerledikçe de bu tür davranışlar çevreye ve topluma uyum bozukluğu şekline dönüşür. Örnek; evden, okuldan kaçma, hırsızlık, sürekli baş kaldırma, tüm kuralları çiğneme ile birlikte saldırganlık davranışları görülme olasılığı arttığı gibi, çocuk ve gençlerde hırsızlık, alkol alma, uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanma, kavga, tahrip, bıçak ve tabanca taşıma, yaralama, öldürme gibi başta hafif gibi gözüken ancak ağıra doğru ilerleyen suçları işlemeye başlarlar. Dolayısıyla bu olumsuz davranışlarının başlangıçları olmaması ve fark edilememesi ve fark edildiğinde ise önleyici tedbirler alınması yani sorunun yaşandığı günün bir sonuç olduğunun sorumluluğu ve farkındalığıyla çocukları anlayarak normal, sapan davranış ve davranış bozukluğu dünden açıkta kalarak bugüne taşınan aksayan taraflarının güçlendirilmesi için bilgiye, eğitim müşavirliğine veya psikolojik danışmanlığa baş vurulması çocuk/gencin/davranışın normal veya davranış bozukluğu mu? Tespitiyle aileyle ve sorun yaşayan bireyle çalışılması halinde sağlıklı ilişkilerin yeniden inşasıyla düşünce, duygu ve anlaşılır anlamlı tutumlarla yeniden davranışlarına anlam yüklenmesi sağlanabilinir.

Ulusal ve siyasi ‘’Yeni Söz Gazetesi’’nde 30.05.2015 tarihinde yayınlanmıştır.